Mahsuni Gül


Yazar Mahsuni Gül, Dersim’e dair gizliliği kaldırılan bazı yeni belgeleri ve raporları gazetemize yazdı: Dersim’in çok erken dönemde devletin radarında olduğunu asayiş raporlarında net olarak görülmektedir. Bu raporların tamamına ulaşabilmiş değiliz. Yazıda kullandığımız Asayiş Raporlarının bir önemli özelliği; sansürsüz olması, sözlü anlatımlarla ve anılarla birebir örtüşmesidir

* * *

Dersim katliamları birçok yönlerden incelenmiştir. Biz bu yazıda devletin resmi belgeleri olan Asayiş Raporları ile katliamlara ışık tutacağız.(1)

Dersim’in devletin radarında ve tarassudu altında olduğunu asayiş raporlarında net olarak görülmektedir. En küçük bir nokta unutulmamış, bütün ayrıntılar bir incelikle raporlanmıştır. Doğaldır ki bu raporların tamamına ulaşabilmiş değiliz. Devlet arşivinde Dersim ile ilgili çeşitli kategorilere ayrılan belgelerin sıra takip etmemesi, aralarında boşlukların oluşu birçok belgenin gizlenmiş olduklarını anlıyoruz. Her yayından sonra belgeler arşivden geri çekilmektedir. Hatta bu yazının yayınından sonra da kullandığımız belgeler diğerleri gibi bir kısmının daha yok olacağına eminiz.

Yazıda kullandığımız Asayiş Raporlarının bir önemli özelliği; iç yazışma olması bakımından sansürsüz olması yanında, bu raporlarda yer alan bilgilerin sözlü anlatımlarla ve anılarla birebir örtüşmesidir.

Yazının sınırlılığı dolayısıyla raporlardan seçki yapılarak özet paylaşılacaktır.

Dahiliye Vekaletinden Başvekalete yazılan Şükrü Kaya imzalı ve gizliliği yeni kaldırılan yazı (2) ve eklerindeki raporlardan 1934 yılı sonundan itibaren Dersim’in kapsamlı bir tarassud ve ablukaya alındığı görülmektedir.

Dersim Durumu dosyası açılarak bölge sıkı bir şekilde izlenmektedir:

Dersimlilerin kış ortalarında yapmaları muhtemel sarkıntılıklara karşılık alınan tedbirlere dair B.U. Mf.likten gönderilen … şifrenin bir örneği ilişik olarak sunulmuştur.

Yazı ekindeki 16 Aralık 1934 günlü raporda milis örgütünün kurulduğunu görüyoruz:

B) İcabında muhacirlere tevzi edilmek üzere jandarma emrine yüz silah ve cephanenin verilmesinin fırkaya yazıldığı.

C) Bu gün vilayetten alınan 13 /12/ 934 tarih ve 2070 sayılı şifrede ihtiyaç halinde muhacirlere verilmek üzere Çemişkezek askerlik şubesine yüz tüfek ve kafi derecede cephane depo olunmasından ibarettir…

Şifreli raporlar

Askeri, jandarma güçleri yanında yüzer kişilik milisler hazırlanmıştır. Milislerin seçiminde başta bölgeye iskan edilen muhacirlerin gelmesi de ilginç bir noktadır.

Bölgedeki aşiretler arasındaki çatışmalar da raporlarda ayrıntılı yer alır. (3)

Gizliliği kaldırılan 14.6.1935 günlü Dahiliye Vekaleti’nden Başvekalete yazılan yazıda, Dersim’e bir askeri operasyon hazırlığının sezildiği ve aşiretlerin geniş çaplı toplantılar yaparak birlik oluşturma çabalarına dair şifreli raporlar bulunmaktadır.(4) Raporların son derece ayrıntılı olması, raporu yazanın toplantıda olmayacağına göre geniş bir haberci ağının var olduğuna işaret ettiğini söyleyebiliriz.

Bu arada aşiretler tehlikeyi sezerek aralarındaki husumetlere son verip, birlik oluşturma çabalarına hız verdikleri Asayiş Raporlarında yer alır. Bu amaçla yapılan toplantılara dair tafsilatlı raporlar verilir. (5)

Dahiliye Vekaleti’nin 13.8.1935 günlü yazının ekinde (6) olan, Birinci Umumi Müfettişi Abidin Özmen’in Jandarma müfettişi Ziya Uzun’un Dersim seyahati sonunda verdiği raporunun özetinden operasyonun hazırlıklarının yapıldığını anlıyoruz. Operasyonda hava kuvvetlerinin kullanılması da gündeme alınmıştır.

Kıyım klavuzu

Burada operasyonda hava kuvvetlerinin kullanılmasına ve bunun yanı sıra daha başka birçok verilere yer veren Tunceli Bölgesinde Yapılan Eşkıya Takibi Hareketleri, Köy Arama Ve Silah Toplama İşleri Hakkında Kılavuz’a da (7) önemine istinaden kısaca da olsa değinmekte yarar var.

Söz konusu Kılavuz hakkında kısmen kapsamlı bilgiler ve alıntılar Ahmet Kahraman’ın (8) ve Hıdır Göktaş’ın eserlerinde (9) ve Nokta Dergisi’nde de (10) yer alır.

Bu eserlerde yer alan bilgiler ve alıntılar hemen hemen aynı alıntılardır.

Hıdır Göktaş eserinde şöyle yazar:

4- Yukarıdaki tertibat ile köy halkı toplanır ve dışarıdaki birlik komutanının yanına getirilir. Köyün büyüklerinden birkaç kişi rehin olarak tutulur. Ondan sonra etraftaki mühim noktalar emniyet kuvvetleri ile tutulmaya devam edilerek köy aranır. Bu esnada bir, iki makinalı tüfek –Ki, Kılavuz’un aslında makineli tüfek (M. T) olarak ifade edilmiştir- yüksek damlarda mevziye sokulabilir.

Bir dam (bina, ev, ahır) içinde sığınıp mukavemet eden eşkıyayı imha için yakından kuşatılmalı, pencere ve bacadan bomba atılmalıdır. Müfreze, yanında top varsa askere ateş eden köy top ile tahrip edilir. (Az ve isabetli atım ile)

6- Silah atan köy (kuşatan birlikler emniyet ödevlerine devam etmek suretiyle) yakılmalıdır.

7- Damlar taş ve topraktan ibaret olup, yalnız tavan ve direkleri ve ağaç dalları vardır. Bunları yakmak güçtür. Ancak dam üstünden bir kısım toprak atılarak ağaçlar meydana çıkarılır. Toplanacak odun ve çalılar burada yakılmak suretiyle bina ateşe verilir. O da, kapısından içeriye odun yığarak ateşleme sureti ile genişletilir.

8- Köy içinde fazla durmak ve alınan vazife haricinde bazı eratın yolsuz işlere dalması yasaktır.”

Hıdır Göktaş’ın eserinde yer alan bu alıntı, Ahmet Kahraman’ın söz konusu eserinde de yer alır.

Fakat Ahmet Kahraman eserinde, Hıdır Göktaş’ın eserinde yer alan bir paragrafı aktarmaz.

Hıdır Göktaş’ın eserinde yer alan bu alıntı, Nokta Dergisi’nde de az farkla yer alır.

Hüseyin Aygün, Mehmet Bayrak, Necmettin Sahir Sılan, Şükrü Aslan vb. diğer araştırmacılar da eserlerinde Kılavuzun içeriğine dair bir iki parağrafla yer vermişlerdir. (11)

Kılavuzun içeriğine ve içindeki verilere dair çeşitli makalelerde yer alan bilgilerde de durum aynıdır.(12)

Halbuki bu Kılavuz sadece aynı alıntılarla ve bir iki paragrafla değerlendirilebilecek bir Kılavuz değil, aksine çok daha detaylı olarak incelenmeyi hak eden bir Kılavuzdur:

– Her tarafı sarılarak tehlikede olduğunu gören eşkıya tek bir silah dahi olsa bazan saldırarak kurtulmağa çalışır bazanda teslim olduğunu bildirir ve üzerine serbesçe gidildiği takdirde yine ateş eder ve ortalığı karıştırarak kendisini kurtarmağa çalışır.

– Eşkıyanın topluca bulunduğu yerlere ve köylere tevcih alt çiziklerinden istifade edilerek (3500) metreye kadar ağır sivri mermi ateşi yapılması eşkıyayı şaşırtır ve bu mermilerin yakın yerlerden yana ve gerilerden atıldığı korkusunu verir.

Sarp yerlere sığınan eşkıyaya karşı tayyarelerin bomba atmaları hem tesirli olur ve hem de maneviyatlarını çok sarsar…

– Mağradaki eşkıyayı teslim almak veya imha için yukarıda denildiği gibi çevrildikten sonra bomba ancak müessir çaredir. İyi bombacilar mağra ağzından ateş etmesi muhtemel eşkıya ateşinden kendini koruyarak yanlardan mağra ağzına yaklaşır ve bombayı içeri atarlar. Şayet bombacılar mağraya yaklaştığı zaman eşkiya mağradan dışarıya fırlar veya ağzından ateş etmek için mağra ağzına gelirse bu takdirde bumbacılar hem silah ve hem bombalarını kullanmağa savaşırlar. ve hem de mağra ağzını gözetleyen ateşli silahlarımızın ateşlerine mani olmamak için o. istikamete karşı kendilerini ateşe ve köyler gerisinde tam siper almağa çalışmalıdırlar…

İnönü’nün raporu

Dersim operasyonuna geçilmeden önce kabarık raporlar ve dosyalarla operasyon öncesi olgunlaştırma süreci önemli bir safhadır. Çeşitli devlet görevlileri ve özel olarak görevlendirilen kişiler bölge ile ilgili incelemelerinde ilginç bilgileriyle operasyonun yürütülmesinde önemli işlevler yüklenmişlerdir.

Başvekil İsmet İnönü, M. Kemal’in isteği ile 1935 yılında, bu perspektifle Adana, Antep, Urfa, Malatya, Elaziz, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Hakkari, Bitlis, Van, Muş, Ağrı, Kars, Ardahan, Artvin, Erzurum, Erzincan ve Dersim’i dolaşır.

İnönü, bu seyahatinden sonra bölgenin yönetimi ve Kürtlerin asimilasyonu ile ilgili düşüncelerini raporlar. Raporun gizli olan Dersim’e dair olan kısmından (13) vereceğimiz örnekler operasyonun derinliğine dair geniş perspektif sunar:

İnönü’nün raporu, Dersim ıslahına bir program halinde tevessül edeceğiz (gireceğiz). Program, hazırlık, silahtan tecrit ve icap ederse iskân safhalarını ihtiva edecektir… sözleriyle başlar:

* Hazırlık ve silahsızlama üç senede olacaktır.

* Dersim vilayetini yeni usulde teşkil edeceğiz. Muvazzaf bir Kolordu Kumandanı, Vali ve üniformalı muvazzaf zabitler kaza kaymakamları olacaktır…

* İdama kadar infaz ilbaylıkta bitecektir. Adliye usulü basit, hususi ve kesin olacaktır.

* İlbaylığın, muhakeme etmek üzere Dersim haricinden istediği yerli alakalılar veya yatakları ilbaylığa göndermeye devlet teşkilatı mecburdur. Kazaların teşkilatı bu esasa göre yapılacaktır…

* 1935 ve 1936’da yolları, karakolları yapılacaktır. 1937 ilk baharına kadar hazır olursa mürettep ve seferber 2. Fırka kuvvet ilbaylığın emrine 1937 ilk baharında verilecektir. Süratle bütün Dersim silahtan tecrit olunacak. İlbaylığın o zamana kadar tetkiki neticesinde kuvvetle yapılmasını tasavvur ettiği, hükümete bildirdiği icraat da yapılacaktır.

*Bundan sonra Dersim’e verilecek şeklin safhası başlayacaktır. Bütün bu tasavvurlar gizlidir.(abç)…
*[E]ğer Dersimliler bizim düşündüğümüz zamandan evvel harekete kalkarlarsa programı hemen tatbik etmek zaruridir.

Şifreli telgraf

Operasyon İnönü’nün raporu istikametinde gerçekleşmiştir.

Üçüncü Umumi Müfettiş Tahsin Uzer Başvekalet’e 12.2.1936 günlü şifre telgrafında komutan vali Alpdoğan’ın raporuna karşılık gönderdiği talimatı paylaşır: (14)

Son vaziyet üzerine Dersimlilerin düşünce ve hareketlerine dair şifre telgrafınızı çok dikkatle okudum. Dersimliler hakkında uzun müddet yaptığım temas ve tecrübelere ve Dersim isyan şekavet tarihçesini eyice mütalaa ettiğime göre; Hükümetin idari, kanuni, askeri aldığı ve alacağı mevki ve teşebbüs karşısında sakıt almıyacaklarını kuvvetle tahmin ediyorum. İşittiğiniz gibi kendilerinin silahtan tecrit edildikten sonra Ermenilerin akibetlerine uğrayacakları fikir ve kanaati yeni değildir.(abç) Bu kanaat onlar için bir iman kadar kuvvetli ve eskidir. Seyit, İdris Rıza ile Haydaranlı reisler bu eski propagandanın kuvvetli aktörleridir. Ciddiyetini şeytani zekalarıyle muhakeme ettikten sonra yapacakları ilk teşebbüs bir hareketi isyaniye olabilir. Böyle bir harekete kalkışmamaları için behemmal öleceklerine kanaat etmeleri lazımdır. Ancak, o vakit mutlak bir inkıyat ve itaatle devlet emirlerini dinlerler ve yaparlar…

Soykırım itirafı

Altı çizilen Ermenilerin akibetlerine uğrayacakları fikir ve kanaati ifadesi Ermeni Soykırım sürecinin Erzurum vilayetindeki aktörü eski Erzurum valisi Tahsin Uzer’in Soykırım itirafıdır. Dersimliler de Ermeni komşularının başına neler geldiğini unutmamışlardır.

Yine gizliliği yeni kaldırılan Dahiliye Vekaletince Başvekalete yazılan 22.7.1936 tarihli yazıda (15), her daim olduğu gibi dış mihraklar işaret edilir. Devletin gölgesiyle kavga etmekte olduğunu söyleyebiliriz:

Diyarbekir, Bingöl ve Dersim çevrelerinden bazı adamların gizlice, kaçak olarak Suriye’de bulunan ve oradaki muzir teşekküllerle aleyhimize birçok faaliyet sarf eden Kürt Cemil “Paşa” zade Mehmed’le temas etmekte ve adı geçen çevrelerde bir kürt isyanı çıkarmak, Atatürke ve yüksek şahsiyetlerine suikastler yapmak hazırlıklarına  bulunduklarına ve bu işler için para ve eleman teminine ve Suriye ile esaslı irtibat tesisine çalıştıklarına ve Dersim kürtlerini de isyana tahrik ve teşvik etmekte bulunduklarına ve bu maksatla Suriyeden Diyarbekire gizlice gelecek olan Cemil oğlu Mehmedin başkanlığ ile  Diyarbekirde bir içtima yapacaklarına dair Bingöl vilayetince alınan haberler birinci, dördüncü umumi müfettişliklerle Diyarbekir ve Bingöl vilayetlerince gereken tedbirler alınarak bu işte alakalı gösterilen kişiler üzerinde incelemelere başlanmış ve bu incelemelere nazaran, Birinci Umumi Müfettişlik bölgesinde bu şekilde muzir bir çabalara ve diyarbekirde yapılacağı işidilen içtima hakkında herhangi bir iz elde edilememiştir.

Yukarıda arz edilen haberlerin başlıca kaynağı olan Diyarbekirin Lice ve Hani Muhiti, Şeyh Sait isyanının merkezi ve bu isyanı müteakip asılan müteaddit şeyh sülale ve ailelerinin ikametgahı olması itibarile önemli bir mevki olarak daimi suretle göz önünde bulundurulacaktır.

Esasen bu bölge halkının kaçakçılığa öteden beri fazla meyal olmaları ve şahsi menfaatları için yekdiğerini hükümet nazarında suçlu ve aleyhde göstererek ezdirmek itiyadında bulunmaları dahi dikkat nazarına alınarak  bu yönden de incelemelere devam etmekde ve bu suretle tedbirli mutekakkız bulunmaktayız. Varılacak neticeler ayrıca arz edilecektir.

Son paragrafa dair söyleyecek söz bulamıyoruz.

1- Bu raporlara dikkatimizi çeken ve bazı belgeleri bizimle paylaşan Sait Çetinoğlu’na teşekkür ederiz.
2- BCA 30 10 111 743 1.
3- BCA 30 10 111 743 2, BCA 30 10 111 743 3, BCA 30 10 111 743 4.
4- BCA 30 10 111 743 7.
5- BCA 30 10 111 743 6.
6- BCA 30 10 111 743 9.
7- Genelkurmay Harb Tarihi Başkanlığı Kütüphanesi 356.150956622 TUN.
Genelkurmay Harb Tarihi Başkanlığı Kütüphanesi personeline teşekkür ederiz.
8- Ahmet Kahraman Kürt İsyanları (Tedip Ve Tenkil) Evrensel Basım Yayın 2. Basım İstanbul Eylül 200 Sayfa 353, 354.
9- Hıdır Göktaş Kürtler (İsyan – Tenkil) Alan Yayıncılık İstanbul Nisan 1991 Sayfa 139, 140.
10- Nokta Dergisi 28 Haziran 1987, Sayfa 21.
11- Hüseyin Aygün Dersim 1938 Ve Zorunlu İskan Dipnot 2. Baskı, Ankara 2009, Sayfa 109, 110.
– Mehmet Bayrak Alevilik ve Kürtler Özge Yayınları Ankara, 1997, Sayfa 79.
Hazırlayan Tarih Vakfi Yurt Yayınlan Doğu Anadolu’da Toplumsal Mühendislik Tarih Vakfı Yurt Yayınları İstanbul 2010, Sayfa Vİİİ.

Editörler Fikret Başkaya Sait Çetinoğlu Resmi Tarih Tartışmaları 3, Nisan 2007, İçinde Şükrü Aslan Neden İnönü Değil Niçin Bayar Sayfa 366.

12- <https://mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/dersimde-1937-1938de-ne-oldu/4574>
<https://listelist.com/dersim-katliami/>


13- BCA 30 10 111 743 11.
14- BCA 30 10 111 743 12.
15- BCA 30 10 111743 16.

Kaynak: https://yeniyasamgazetesi5.com/dersim-asayis-raporlarinin-gozunden-dersim-kirimlari-1/